Zeytin ağacı ve hastalıklarla mücadelede deneyimlerim

“Fakir Toprakların zengin ağacı” derlermiş zeytin ağacı için… Sadece bir meyve ağacı değil, bir kültür ağacıdır zeytin. Antik çağdan günümüze kutsallığını koruyan zeytin ağacı uzun ömrüne rağmen, gelişimde hassas noktaları olan bir ağaç olduğunu yetiştirince görmeye başladım… Zeytin zararları, çiçeklerin dökülmesi, hastalıkları derken kendimi sürekli makale okurken buluyorum..Ve tabii ki iklim değişikliği sebebiyle karşılaştığımız zorlukları farkederken…

İklim değişiklikliğinin hayatımız için ne denli önemli olduğunu çiftçiler, -malesef-  yaşayarak idrak etmeye başlıyorlar. Henüz çömez olan ben de bunu, bu sene gördüm. Zeytin yetiştiriciliği ile ilgili makalelerin ilkinde yazan cümle şu: “zeytin yetiştiriciliğini sınırlandıran en önemli faktör iklimdir” (Ayaz ve Varol, 2015)

Zeytin ağacı için kritik sıcaklar (40derece ve üstü) dişicik tepesinin kurumasına, dolayısıyla tozlaşma ve meyve oluşumuna engel olurken, fırtına ve aşırı yağışlar da çiçek ve meyve dökümüne sebep oluyor (Ayaz ve Varol, 2015) Bu sene biz, yağışlı geçen ilkbahar ve yaz ayları sebebiyle çiçeklerin dökülmesiyle karşılaştık. Zararlılara ve hastalıklara karşı da kimyasal mücadele yerine organik ve biyolojik mücadelede bulunduk.

Peki, bu yıl neler yaşadık, nasıl mücadele ettik? (Ya da etmeye çalıştık)

Şubat ayı sonu:

Yıla sert geçen kış ile başladık. Zeytin ağacı ancak -7dereceye kadar düşük sıcaklıklara tahammül edebiliyormuş (Mete ve ark., 2016). (çeşidine, toprağın yapısına ve nemine göre değişmekle birlikte). Zeytin ağacında soğuktan meydana gelebilecek zararlar; yaprak dökümü, ince dal kurumaları, yeni yaprak sürgünlerinin kahverengiye dönmesi, kabuklarda çatlamalar ve kurumalar şeklinde görülüyormuş (Ayaz ve Varol, 2015; Mete ve ark., 2016). Bizim arazide kimi 50 kimi 150 yaşında ağaçlarımız var ve uzun süre bakımsız kalmışlar (araziyi biz geçen sene aldık) Bunu da ince dallardaki kurumalar ve yaprak dökülmelerinden farketmiştik. Buna karşı iki şey yaptık: (1) gençleştirme budaması yaptık ve budanan yerlerin soğuktan ve yağışlardan zarar görmemesi için Sutut uygulaması yaptık (aşı macunu sürenler de var). Ardından, yine soğuğa karşı koruması için “Bordo Bulamacı” yaptık. Bu arada makalede, bu dönemde, azotlu gübreleme de soğuktan koruma da alınabilecek diğer önlemler arasında belirtilmiş (Ayaz ve Varol, 2015).

Mart ayı sonu:

Zeytin ağaçlarına solucan gübresi verdik. Zeytin ağaçlarının dallarının uzandığı yere kadar saçak köklerinin gittiği varsayımıyla, dalların uzandığı yerlerden itibaren bir daire çizerek, yaklaşık 10cm’lik bir çukur açıp, gübreyi oraya dköüp sonra çapayla toprağa karıştırdık. Sonrasında yapan yağışlarla birlikte, gübrenin köklere inip onu beslemesini sağladık.

Nisan sonu:

Toprağı azot bakımından zenginleştirmek için (yeşil gübreleme) ektiğimiz baklaları toprağa geri gömdük (yalnız bunun için biraz geç kaldık sanırım, baklaları çiçeklenme döneminde gömmemiz gerekiyormuş, biz toprağa gömdüğümüzde üstünde baklalar vardı) Azot, zeytin ağacının kök gelişim, çiçeklenme ve meyve oluşumunda etkili. (Yukarıda yazdığım gibi azotlu gübrelemeyi belki Mart ayında yapmak daha sağlıklı olacaktı)

Mayıs ayı :

İlkbaharla birlikte yeni sürgünlerin çıkıp, ağaçların yeşil yeşil dalgalandığını farkettik. Çiçek tomurcukları oluşmaya başlamıştı. Ancak bir de baktık ki üzerinde pamukçuk var. (Fotoğrafı aşağıda) Baharın çok nemli geçtiği zamanlarda bu pamukçuk olayı oluyormuş.

Zeytinde Pamukku bit

Buna karşın köydekiler ilaç attılar ancak biz atmadık. Sonraki günlerde yağan yağmur sonrasında pamukçukların temizlenmiş olduğunu gördük..Herhalde yağmur, ağacı pamukçuk bitinden temizledi 🙂

 

Haziran ayı:

Bir türlü bitmeyen yağışlar sadece pamukçuk bitini temizlemedi malesef, açan çiçekleri de döktü. Çiçek açımına kadar yağan yağmurlar zeytinin verimi için çok değerli, ancak o çiçekler açıp-meyve tutumuna kadar geçen süredeki yağışlar zarar verebiliyor. Yağışlar sadece çiçeklerin dökülmesine değil, toprağın PH dengesini düşürmesine ve azotlu gübrenin yıkanmasına da sebep oluyormuş (Ayaz ve Varol, 2015). Bu dönemde bu sene meyve olmasa bile, seneye daha güçlü olması ve hastalıklardan korumak için “Güllece Bulamacı” uyguladık. Yaz döneminde olduğumuz için %1 oranında kullandık ve akşam 17’den sonra yapraklara sıktık.

Temmuz ayı:

Geçen yıl zeytin sineği sebebiyle, yağın kalitesi ve zeytin ağacının verimi yüksek olmamıştı. Araziyi yeni almıştık ve hiç birşey bilmiyorduk. Bu seneki okumalarım neticesinde, zeytin sineğine karşı biyolojik önlem olan “Olipe” tuzağını hazırladık. Hazırlaması çok basit ve daha önce Çanakkale civarında denenmiş olmasına rağmen çoğu köylü bilmiyor. Bunun için pet şişelere ve DAP gübresine ihtiyacınız var (DAP gübresi 50kg’lık çuvallarda satılıyor o yüzden fidancılardan falan 2 kg gibi almak daha mantıklı. Ben böyle bir tuzak hazırlayacağımdan bahsettiğimde, bana gülüp onlar işe yaramaz diyen insanları da buradan analım )

Öncelikle 0.5-1 veya 1.5 litrelik pet şişelerin üst yarı çapına 5mm’lik 5-6 tane delik açıyorsunuz. Bunun için ısıtılmış çiviler iş görüyor. Sonra 10 litre suya 300-500 gr DAP gübresi konuyor. Ve bu karışım, şişenin yarıdan fazla kısmını dolduracak şekilde dökülüyor ve ağaçlara asılıyor. Temmuz başında astığım şişelerde 1 hafta sonra sinekleri görmeye başladık. Benim gördüğüm kadarıyla bunlar zeytin sineği. Ayrıca bazı şişelerin içinde, gördüğüm kadarıyla zeytin fidan tırtılı (beyaz kelebek gibi olan) vardı. 

 olipe 1- içeriye düşen zeytin sineğiOlipe 2 -içeriye düşen zeytin fidan tırtılı

Bunun işe yaradığını görmek her ne kadar beni mutlu etse de, Meyvelitepe blogundaki yazılardan anladığım kadarıyla bu yeterli bir uygulama olmayacak. Zeytin sineğine karşı Kaolin uygulamasının en etkili çözüm olduğunu (hatta sadece zeytinde değil, tüm meyve ağaçlarını zararlılardan korumak için) belirtiyorlar. Ben de ilerleyen haftalarda deneyeceğim. Yazının tamamı aşağıdaki kaynakçadaki linkte.

İşin özü, “yolumuz uzun, heyecanımız yüksek” ::) Öğrenecek çok şey var ve değişen iklimler, bozulan hava ve kullanılan kimyasallar sebebiyle kirlenen su ve toprak üretimi her zamankinden daha zora sokuyor.

Bu sene bazı ağaçlarımızın üzerinde tek tük zeytin var. Soframıza koyacağımız kadar zeytin çıkarsa (toplamda 50 ağacımız var) ne ala. Bu hafta için (10 Temmuz haftası) şiddetli yağış gösteriyor, umarım varolan zeytinleri de dökmez 😦 Bir sonraki aydaki gelişmelerin, “Payidar” ismini verdiğimiz zeytin ağaçlarımız için güzel olması dileğiyle.

 

Kaynak ve notlar:

  1. Zeytin ağacı’nın toleransıyla ilgili olarak; Zeytin Bilimi dergisinde çıkan Nurengin Mete ve ark.’nın makalesine göre, zeytin soğuk havalara karşı tolerası genetik özelliklere göre farklılık gösterebiliyor. Yapılan çalışmada, “Memeli”, “Otur” ve “Gemlik” zeytin çeşitlerinin kışın oluşabilecek sert koşullara karşı daha dayanıklı olabileceğini sonucu bulunmuş. “Uslu” ve “Samanlı” çeşitlerinin de orta dereceli dayanıklı olduğu belirtilmiş. İlgili makale: https://dergipark.org.tr/download/article-file/298727
  2. Meltem Ayaz ve Nurhan Varol’un “İklim Parametrelerindeki Değişimlerin (Sıcaklık, Yağış, Kar, Nispi Nem, Sis, Dolu ve Rüzgar) Zeytin Yetiştiriciliği Üzerine Etkileri” makalesi için;  https://dergipark.org.tr/download/article-file/298722
  3. Olipe hazırlanışı için kaynak: http://www.tariszeytinyagi.com/www.tariszeytinyagi.com/assets/pdf/zeytinsinegi.pdf
  4. Kaolin Kili nedir ve uygulaması için kaynak:

https://blog.meyvelitepe.org/2011/05/19/kaolin-kili

https://blog.meyvelitepe.org/2011/12/01/04-01-14-parcacik-film-teknolojisi-–-uygulama/

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s